© 2014 - 2018.

Güneş & Yazıcıoğlu Avukatlık, Ankara Türkiye.

Tüm hakları saklıdır.

Yasal Uyarı.

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • LinkedIn Social Icon
  • Instagram Social Icon

Kamulaştırma Hukukunda Acele Kamulaştırma Sorunu

21.2.2017

 

Kamulaştırma Hukuku’nda Acele Kamulaştırma Uygulaması 

 

Av. S. Saygın YAZICIOĞLU*

 

Giriş: 

 

Kamulaştırma Kanunu’nun, 4650, 5999 ve 6111 sayılı yasalar ile değiştirilen şekli, bugün uygulanan güncel halidir. Yazımız konusu acele kamulaştırma davası veya 27. maddesi uygulaması 4650 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten etkilenmişse de, sadece madde metninin yorumu ile 27. madde uygulamasının amaca uygun, efektif yapılamayacağı düşünülmektedir. 

 

Bu yazımız ile uygulama ile kanun arasında bağlantı kurulmaya ve okuyucuya konuya ilişkin pratik bilgiler verilmeye çalışılacaktır. 

 

27. Madde Uygulamasının Dayanağı Ve Muhtemel İptal Sebebi: 

 

İdarelerin çoğunlukla süreli projeleri için başvurduğu Acele Kamulaştırma’nın dayanağı, Kamulaştırma Kanunu’nun, 4650 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten etkilenen, 27. maddesidir. 

 

Madde metni aynen şu şekildedir : 

 

“ 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması 

ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel 

kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların 

kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili 

idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 4650 - 

24.4.2001 / m.15) "10 uncu" Madde esasları dairesinde ve 15 inci Madde uyarınca seçilecek 

bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 4650 

- 24.4.2001 / m.15) "10 uncu Madde ye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen 

bankaya" yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Bu Kanunun 3 üncü Maddesinin 2 

nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek 

ilk taksit bedelidir. “ 

Maddenin uygulamaya konulabilmesi için, belirtilen üç halden birisinin varlığı şart olup, 

aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallere ilişkin ayırımdan söz edilmesinde 

yarar vardır. Bakanlar Kurulu tarafından alınacak olan kararda; münhasıran bir projeye 

bağlı bir dizi taşınmaz veya ihtiyaç duyulan mal için acele kamulaştırma kararı verilebilir. 

Bunun dışında, idareye yapacağı tüm işlemler için genel nitelikli, muğlak ifadelerle 

verilen acele kamulaştırma yetkisi tartışmaya açıktır. 

 

Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’nun konuya ilişkin güncel görüşünü içeren 

kararda1 : “ Dosyanın incelenmesinden, ... 2.3.2007 günlü, ... sayılı yazı ile İçişleri 

 

* Avukat, Ankara Barosu 

1

 Danıştay 6. Dairesi’nin 26/05/2008 günlü 2008/2283 E. sayılı kararına yapılan itiraz üzerine İdari Dava 

Daireler Kurulu’nun 08/07/2008 günlü 2008/691 Y.D. İtiraz sayılı kararı.  

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU 

 

 

Bakanlığı'na yapılan başvuruda; yenileme alanındaki planların bittiği belirtilerek, bu 

alandaki kamulaştırmaların 2942 sayılı Yasanın 27 nci maddesine göre yapılabilmesi 

amacıyla Bakanlar Kurulunca izin verilmesi için gereğinin yapılması istenilmek suretiyle 

genel bir yetkinin talep edildiği ve hangi taşınmazların, hangi zorunlu nedenlerle acele 

kamulaştırılmasının istenildiğinin açıklanmadığı, belediyenin başvurusu üzerine, İçişleri 

Bakanlığının başvuruyu iletmesi sonucunda da dava konusu ... günlü, ... sayılı Bakanlar 

Kurulu Kararının alındığı anlaşılmaktadır. 

 ... günlü, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında ise; Ankara Tarihi Kent 

Merkezi kapsamında yer alan ve ... günlü, ... sayılı kararname ile yenileme alanı olarak 

tespit edilen bölgenin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılmasında, 

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesinin uygulanması, İçişleri 

Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı yazısı üzerine, anılan Kanunun 27 nci maddesine göre 

Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır, denilmek suretiyle anılan bölgeye ilişkin genel bir 

acele kamulaştırma yetkisi verilmesi ve böylece acele kamulaştırılacak taşınmazları tespit 

konusunda tamamen belediyeye takdir hakkı tanınmış olması nedeniyle dava konusu 

Bakanlar Kurulu kararında 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin amacına ve uygulanma 

koşullarına uyarlık görülmemiştir. “ denilmiştir. 

 

Kararın içeriğinden, Anayasa’nın 13. ve 35. maddesine uygun olarak sınırlandırılacak 

mülkiyet hakkının ne olduğunun Bakanlar Kurulu kararı ile açıkça ortaya konulması 

gerektiği, hatta bu kararda acele kamulaştırma sebebinin dahi açıklanmasının istendiği 

anlaşılmaktadır. Bu şekilde kamulaştırmayı yapacak olan idarenin Anayasa ile güvence 

altına alınmış olan mülkiyet hakkını, göreceli bir serbestlikle kısıtlamasının önüne 

geçilmek istenmiştir. 

 

Davadan Önce Yapılacak İşlemler: 

 

Acele Kamulaştırma Davası, kıymet takdiri hariç olmak üzere, Kamulaştırma Kanunu’nun 

7. ve 8. maddelerinde belirtilen işlemler ve 10. maddesine göre açılan Kamulaştırma 

Bedelinin Tespiti Ve Tescil Davası’ndan önce yapılması zorunlu olan işlemler 

tamamlanmadan önce açılabileceği gibi, ( taşınmaz malikinin tespiti gibi ) tamamlandıktan 

sonra da açılabilir. 

 

Uygulamada hatalı da olsa, Acele Kamulaştırma Davası ile belirlenen bedelin kanunun 8. 

maddesine göre oluşturulan Kıymet Takdir Komisyonu tarafından da benimsendiği veya 

komisyonun takdir ettiği bedeli buna uygun olarak değiştirdiği de görülmektedir. Bu 

işlem; idarenin aldığı kararın, mahkeme tespiti ile desteklenmesine de olanak 

tanımaktadır. 

 

Madde metininde; her ne kadar değer tespitinin 10. madde esasları dairesinde ve 15. 

madde uyarınca seçilecek bilirkişiler aracılığıyla yapılacağı düzenlemesi getirilmişse de bu 

husus, bir kısım mahkemelerin tüm acele kamulaştırma yargısını 10. ve 15. madde 

çerçevesinde yapmasını ve değer ön tespitinin uzunca bir zamanda ve en önemlisi de işin 

amacından uzaklaşılarak yapılması sonucunu doğurmaktadır. 

 

 

  

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU 

 

 

 

 

 

Davanın Niteliği ve 10. madde Davasından Ayrılan Özellikleri: 

 

Kanunda 5999 sayılı yasa ile değişiklik yapılmadan önce 11. ve 12. maddeye atıf yapılırken 

değişiklik ile 10. maddeye atıf yapılmış olması isabetli değildir. Bu değişiklik pratikte 

uygulanamayacak nitelikte olup, acele kamulaştırmanın ruhunu da uygun değildir.2 

 

Halbuki kanunun 10. maddesinde göre açılan bedel tespiti ve tescili davası ile acele 

kamulaştırma davası, yargılama usulü açısından belirgin farklılıklar göstermekte olup, 

tüm ayrışmanın kaynağı, 27. maddeye göre açılacak olan davanın niteliğinin sadece bir 

tespit 10. maddeye göre açılacak olan davanın niteliğinin nihai bedel tespiti ve tapuya 

tescil olmadır. 

 

Bedel tespiti ve tescil davasında, kamulaştırma öncesi araştırma işlemlerinin tamamının 

sona ermiş olması nedeniyle, tüm belgelerin dava dosyasına eklenmesi, davalı tarafa 

duruşma gününü belirtir meşruhatlı davetiye çıkarılması, adresi tespit edilmeyenlere 

ilanen tebligat yapılması, keşif sonrası takdir edilen kamulaştırma bedelinin bankaya 

blokesi için 15 er günlük iki kez süre verilmesi gibi ayırıcı unsurlar bulunmaktadır. Yani 

hem kanunun yüklediği bir kısım özellikli kurallar uygulanmakta, hem de usul kuralları 

tam olarak işletilmektedir. 

 

Halbuki acele kamulaştırma davasının açılmasının en büyük amacı, 4650 sayılı yasanın 

madde gerekçesinde yazılı olduğu gibi, lehine kamulaştırma yapılan idarenin mahkemeye 

müracaatla, mahkemeden 7 gün içinde 15. maddedeki bilirkişiler arasından seçim yaparak 

taşınmazın değerin tespitinin istemesidir. 

 

Aksinin kabulü halinde; daha kanunun 7. maddesine göre ilgililerin dahi kim olduğunu 

tam olarak tespit etmeyen idareden dava dilekçesinin tebliği istenecek, taraf teşkili 

sonrası, 10 ar günlük replik ve düplik aşamaları gelecek, hatta ve hatta rapora yapılması 

muhtemel itirazlar ile yazılması gereken müzekkereler nedeniyle, 27. madde uygulaması 

adeta bir esas yargılamaya dönüştürülmüş olacaktır. 

 

Acele kamulaştırma yargılamasında göz önünde bulundurulması gereken en önemli 

unsur, 7 gün içinde değer tespiti yapılması gerekliliğidir. Tüm usul ile hak ve nefaset 

kuralları bu gerçek göz önüne alınarak kullanılmalı ve hak sahiplerinin anlaşma 

yapmazlarsa esas bedele ilişkin itirazlarını kanunun 10. maddesine göre açılacak olan 

davada ileri sürebilecekleri unutulmamalıdır. 

 

 

2

 “ 27. maddede Acele Kamulaştırmanın koşulları ve bu koşulların varlığı halinde mahkemece taşınmaz 

malın değerinin tespit ettirilip bankaya yatırılmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Bunlardan değer 

tespitiyle ilgili olarak maddenin eski halinde yer alan “ 11. ve 12. nci” ibaresi yerine “ 10 uncu “ ibaresinin 

kullanılmış olması, değişik 10. maddenin sadece yargılama usulüne ilişkin hükümleri içerip taşınmazın 

değerinin tespitiusulü ile doğrudan ilgisinin olmaması nedeniyle pratikte uygulanamayacak bir değişikliktir. 

“ Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Sayın Muzaffer TUTAR ve eski tetkik hakimlerinden Sayın T. 

Murat PULAK’ın Eski ve Yeni Kamulaştırma Davaları, Ankara, Adalet, 206, Cilt 2, syf 1947 de  

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU 

 

 

Esasen mahkemelerin Acele Kamulaştırma Davalarını esas defteri yerine değişik iş 

defterine kaydetmesi, 7 gün içinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesinin tamamlanması 

gerektiği düşünülmekte ise de uygulamada esas defterlerine kayıt yapılmaktadır. 

Hazırlanan rapordaki bedelin de bankaya blokesi ile, idare taşınmaza el atma hakkına 

sahip olacaktır. 

 

Hasım gösterilerek dahi açılma zorunluluğu olmayan, acele kamulaştırma davası ile alınan 

bilirkişi raporu, sadece ve sadece bir tespit niteliği taşımakta, esas uyuşmazlığı çözen 

hiçbir yönü bulunmamakta ve açılması muhtemel bedel tespiti ve tescil davasında ise 

sadece göz önünde bulundurulması gereken bir delil olarak kabul edilmesi gerekmektedir. 

( Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre açılan tespit davalarının taşıdığı özellikleri 

dahi tam olarak taşımamakta ve onun kadar güçlü bir delil olarak kabul edilmemektedir. 

 

Kanunun 27. maddesinde “ 10. madde ” ibaresinin bu hali ile konulması hukuk kuralının 

gerçek hayatta uygulanamaması sorununu beraberinde getirebilmektedir. Bu sebeple 27. 

madde de yazılı hususlar yorumlanırken mutlak surette madde gerekçesinde de 

vurgulanan, işin acele özelliğini kaybetmemesi ve idarenin gecikme nedeniyle uğraması 

muhtemel kayıplarının önüne geçilmesi gerekmektedir. 

 

27. madde uygulaması ile tespit edilen bedelin idare tarafından bankaya yatırılması ile 

kamulaştırma konusu mala el konulma hakkı elde edilmiş olmaktadır. Mahkemece sadece 

el koyma konusunda karar verilebilecek, tescil ve diğer konularda kesinlikle hüküm 

kurulmayacaktır. 

Bu aşamada uygulamada karşılaşılan diğer bir sorun, yatırılan bedelin hak sahiplerince 

alınıp alınamayacağıdır. Bedelin bankaya blokesi sonrası, hak sahibi istediği zaman parayı 

bankadan çekebilecektir. Fakat unutulmamalıdır ki, idare ile anlaşma sağlanmaz ise 10. 

maddeye göre bedel tespiti ve tescil davası açılacak ve mahkemece daha düşük bir bedel 

tespit edilirse, aradaki farkın hak sahibinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilecektir. 

Bu konuda, hak sahiplerinin mutlak surette uyarılması yararlı olacaktır. 

 

Please reload