Haberler & Etkinlikler

Ara

Kamulaştırma Hukukunda Acele Kamulaştırma Sorunu


Kamulaştırma Hukuku’nda Acele Kamulaştırma Uygulaması

Av. S. Saygın YAZICIOĞLU*

Giriş:

Kamulaştırma Kanunu’nun, 4650, 5999 ve 6111 sayılı yasalar ile değiştirilen şekli, bugün uygulanan güncel halidir. Yazımız konusu acele kamulaştırma davası veya 27. maddesi uygulaması 4650 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten etkilenmişse de, sadece madde metninin yorumu ile 27. madde uygulamasının amaca uygun, efektif yapılamayacağı düşünülmektedir.

Bu yazımız ile uygulama ile kanun arasında bağlantı kurulmaya ve okuyucuya konuya ilişkin pratik bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

27. Madde Uygulamasının Dayanağı Ve Muhtemel İptal Sebebi:

İdarelerin çoğunlukla süreli projeleri için başvurduğu Acele Kamulaştırma’nın dayanağı, Kamulaştırma Kanunu’nun, 4650 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten etkilenen, 27. maddesidir.

Madde metni aynen şu şekildedir :

“ 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması

ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel

kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların

kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili

idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 4650 -

24.4.2001 / m.15) "10 uncu" Madde esasları dairesinde ve 15 inci Madde uyarınca seçilecek

bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 4650

- 24.4.2001 / m.15) "10 uncu Madde ye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen

bankaya" yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Bu Kanunun 3 üncü Maddesinin 2

nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek

ilk taksit bedelidir. “

Maddenin uygulamaya konulabilmesi için, belirtilen üç halden birisinin varlığı şart olup,

aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallere ilişkin ayırımdan söz edilmesinde

yarar vardır. Bakanlar Kurulu tarafından alınacak olan kararda; münhasıran bir projeye

bağlı bir dizi taşınmaz veya ihtiyaç duyulan mal için acele kamulaştırma kararı verilebilir.

Bunun dışında, idareye yapacağı tüm işlemler için genel nitelikli, muğlak ifadelerle

verilen acele kamulaştırma yetkisi tartışmaya açıktır.

Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’nun konuya ilişkin güncel görüşünü içeren

kararda1 : “ Dosyanın incelenmesinden, ... 2.3.2007 günlü, ... sayılı yazı ile İçişleri

* Avukat, Ankara Barosu

1

Danıştay 6. Dairesi’nin 26/05/2008 günlü 2008/2283 E. sayılı kararına yapılan itiraz üzerine İdari Dava

Daireler Kurulu’nun 08/07/2008 günlü 2008/691 Y.D. İtiraz sayılı kararı.

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU

2

Bakanlığı'na yapılan başvuruda; yenileme alanındaki planların bittiği belirtilerek, bu

alandaki kamulaştırmaların 2942 sayılı Yasanın 27 nci maddesine göre yapılabilmesi

amacıyla Bakanlar Kurulunca izin verilmesi için gereğinin yapılması istenilmek suretiyle

genel bir yetkinin talep edildiği ve hangi taşınmazların, hangi zorunlu nedenlerle acele

kamulaştırılmasının istenildiğinin açıklanmadığı, belediyenin başvurusu üzerine, İçişleri

Bakanlığının başvuruyu iletmesi sonucunda da dava konusu ... günlü, ... sayılı Bakanlar

Kurulu Kararının alındığı anlaşılmaktadır.

... günlü, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında ise; Ankara Tarihi Kent

Merkezi kapsamında yer alan ve ... günlü, ... sayılı kararname ile yenileme alanı olarak

tespit edilen bölgenin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılmasında,

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesinin uygulanması, İçişleri

Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı yazısı üzerine, anılan Kanunun 27 nci maddesine göre

Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır, denilmek suretiyle anılan bölgeye ilişkin genel bir

acele kamulaştırma yetkisi verilmesi ve böylece acele kamulaştırılacak taşınmazları tespit

konusunda tamamen belediyeye takdir hakkı tanınmış olması nedeniyle dava konusu

Bakanlar Kurulu kararında 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin amacına ve uygulanma

koşullarına uyarlık görülmemiştir. “ denilmiştir.

Kararın içeriğinden, Anayasa’nın 13. ve 35. maddesine uygun olarak sınırlandırılacak

mülkiyet hakkının ne olduğunun Bakanlar Kurulu kararı ile açıkça ortaya konulması

gerektiği, hatta bu kararda acele kamulaştırma sebebinin dahi açıklanmasının istendiği

anlaşılmaktadır. Bu şekilde kamulaştırmayı yapacak olan idarenin Anayasa ile güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkını, göreceli bir serbestlikle kısıtlamasının önüne

geçilmek istenmiştir.

Davadan Önce Yapılacak İşlemler:

Acele Kamulaştırma Davası, kıymet takdiri hariç olmak üzere, Kamulaştırma Kanunu’nun

7. ve 8. maddelerinde belirtilen işlemler ve 10. maddesine göre açılan Kamulaştırma

Bedelinin Tespiti Ve Tescil Davası’ndan önce yapılması zorunlu olan işlemler

tamamlanmadan önce açılabileceği gibi, ( taşınmaz malikinin tespiti gibi ) tamamlandıktan

sonra da açılabilir.

Uygulamada hatalı da olsa, Acele Kamulaştırma Davası ile belirlenen bedelin kanunun 8.

maddesine göre oluşturulan Kıymet Takdir Komisyonu tarafından da benimsendiği veya

komisyonun takdir ettiği bedeli buna uygun olarak değiştirdiği de görülmektedir. Bu

işlem; idarenin aldığı kararın, mahkeme tespiti ile desteklenmesine de olanak

tanımaktadır.

Madde metininde; her ne kadar değer tespitinin 10. madde esasları dairesinde ve 15.

madde uyarınca seçilecek bilirkişiler aracılığıyla yapılacağı düzenlemesi getirilmişse de bu

husus, bir kısım mahkemelerin tüm acele kamulaştırma yargısını 10. ve 15. madde

çerçevesinde yapmasını ve değer ön tespitinin uzunca bir zamanda ve en önemlisi de işin

amacından uzaklaşılarak yapılması sonucunu doğurmaktadır.

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU

3

Davanın Niteliği ve 10. madde Davasından Ayrılan Özellikleri:

Kanunda 5999 sayılı yasa ile değişiklik yapılmadan önce 11. ve 12. maddeye atıf yapılırken

değişiklik ile 10. maddeye atıf yapılmış olması isabetli değildir. Bu değişiklik pratikte

uygulanamayacak nitelikte olup, acele kamulaştırmanın ruhunu da uygun değildir.2

Halbuki kanunun 10. maddesinde göre açılan bedel tespiti ve tescili davası ile acele

kamulaştırma davası, yargılama usulü açısından belirgin farklılıklar göstermekte olup,

tüm ayrışmanın kaynağı, 27. maddeye göre açılacak olan davanın niteliğinin sadece bir

tespit 10. maddeye göre açılacak olan davanın niteliğinin nihai bedel tespiti ve tapuya

tescil olmadır.

Bedel tespiti ve tescil davasında, kamulaştırma öncesi araştırma işlemlerinin tamamının

sona ermiş olması nedeniyle, tüm belgelerin dava dosyasına eklenmesi, davalı tarafa

duruşma gününü belirtir meşruhatlı davetiye çıkarılması, adresi tespit edilmeyenlere

ilanen tebligat yapılması, keşif sonrası takdir edilen kamulaştırma bedelinin bankaya

blokesi için 15 er günlük iki kez süre verilmesi gibi ayırıcı unsurlar bulunmaktadır. Yani

hem kanunun yüklediği bir kısım özellikli kurallar uygulanmakta, hem de usul kuralları

tam olarak işletilmektedir.

Halbuki acele kamulaştırma davasının açılmasının en büyük amacı, 4650 sayılı yasanın

madde gerekçesinde yazılı olduğu gibi, lehine kamulaştırma yapılan idarenin mahkemeye

müracaatla, mahkemeden 7 gün içinde 15. maddedeki bilirkişiler arasından seçim yaparak

taşınmazın değerin tespitinin istemesidir.

Aksinin kabulü halinde; daha kanunun 7. maddesine göre ilgililerin dahi kim olduğunu

tam olarak tespit etmeyen idareden dava dilekçesinin tebliği istenecek, taraf teşkili

sonrası, 10 ar günlük replik ve düplik aşamaları gelecek, hatta ve hatta rapora yapılması

muhtemel itirazlar ile yazılması gereken müzekkereler nedeniyle, 27. madde uygulaması

adeta bir esas yargılamaya dönüştürülmüş olacaktır.

Acele kamulaştırma yargılamasında göz önünde bulundurulması gereken en önemli

unsur, 7 gün içinde değer tespiti yapılması gerekliliğidir. Tüm usul ile hak ve nefaset

kuralları bu gerçek göz önüne alınarak kullanılmalı ve hak sahiplerinin anlaşma

yapmazlarsa esas bedele ilişkin itirazlarını kanunun 10. maddesine göre açılacak olan

davada ileri sürebilecekleri unutulmamalıdır.

2

“ 27. maddede Acele Kamulaştırmanın koşulları ve bu koşulların varlığı halinde mahkemece taşınmaz

malın değerinin tespit ettirilip bankaya yatırılmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Bunlardan değer

tespitiyle ilgili olarak maddenin eski halinde yer alan “ 11. ve 12. nci” ibaresi yerine “ 10 uncu “ ibaresinin

kullanılmış olması, değişik 10. maddenin sadece yargılama usulüne ilişkin hükümleri içerip taşınmazın

değerinin tespitiusulü ile doğrudan ilgisinin olmaması nedeniyle pratikte uygulanamayacak bir değişikliktir.

“ Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Sayın Muzaffer TUTAR ve eski tetkik hakimlerinden Sayın T.

Murat PULAK’ın Eski ve Yeni Kamulaştırma Davaları, Ankara, Adalet, 206, Cilt 2, syf 1947 de

Avukat Sami Saygın YAZICIOĞLU

4

Esasen mahkemelerin Acele Kamulaştırma Davalarını esas defteri yerine değişik iş

defterine kaydetmesi, 7 gün içinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesinin tamamlanması

gerektiği düşünülmekte ise de uygulamada esas defterlerine kayıt yapılmaktadır.

Hazırlanan rapordaki bedelin de bankaya blokesi ile, idare taşınmaza el atma hakkına

sahip olacaktır.

Hasım gösterilerek dahi açılma zorunluluğu olmayan, acele kamulaştırma davası ile alınan

bilirkişi raporu, sadece ve sadece bir tespit niteliği taşımakta, esas uyuşmazlığı çözen

hiçbir yönü bulunmamakta ve açılması muhtemel bedel tespiti ve tescil davasında ise

sadece göz önünde bulundurulması gereken bir delil olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

( Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre açılan tespit davalarının taşıdığı özellikleri

dahi tam olarak taşımamakta ve onun kadar güçlü bir delil olarak kabul edilmemektedir.

)

Kanunun 27. maddesinde “ 10. madde ” ibaresinin bu hali ile konulması hukuk kuralının

gerçek hayatta uygulanamaması sorununu beraberinde getirebilmektedir. Bu sebeple 27.

madde de yazılı hususlar yorumlanırken mutlak surette madde gerekçesinde de

vurgulanan, işin acele özelliğini kaybetmemesi ve idarenin gecikme nedeniyle uğraması

muhtemel kayıplarının önüne geçilmesi gerekmektedir.

27. madde uygulaması ile tespit edilen bedelin idare tarafından bankaya yatırılması ile

kamulaştırma konusu mala el konulma hakkı elde edilmiş olmaktadır. Mahkemece sadece

el koyma konusunda karar verilebilecek, tescil ve diğer konularda kesinlikle hüküm

kurulmayacaktır.

Bu aşamada uygulamada karşılaşılan diğer bir sorun, yatırılan bedelin hak sahiplerince

alınıp alınamayacağıdır. Bedelin bankaya blokesi sonrası, hak sahibi istediği zaman parayı

bankadan çekebilecektir. Fakat unutulmamalıdır ki, idare ile anlaşma sağlanmaz ise 10.

maddeye göre bedel tespiti ve tescil davası açılacak ve mahkemece daha düşük bir bedel

tespit edilirse, aradaki farkın hak sahibinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilecektir.

Bu konuda, hak sahiplerinin mutlak surette uyarılması yararlı olacaktır.

#acelekamulaştırma #kamulaştırma #saygınyazıcıoğlu #avukatsaygınyazıcıoğlu

Ana Sayfa

Diğer Bağlantılar

Takip Edin